Su, yaşamın kaynağıdır ve her canlının varlığı için vazgeçilmez bir gereksinimdir. Ancak, dünya genelinde su kaynakları giderek azalmakta ve suya erişimde eşitsizlikler yaşanmaktadır. İklim değişikliği, nüfus artışı, kirlilik ve suyun yanlış kullanımı gibi faktörler su kaynaklarını tehdit etmekte ve su krizlerine neden olmaktadır.

 

İklim krizinin etkileri arttıkça ve küresel nüfus büyüdükçe, en değerli varlığımız olan suyu korumak ve muhafaza etmek için birleşmeye gereksinim duyulmaktadır. Kamu sağlığı ve refahı, gıda ve enerji sistemleri, ekonomik üretkenlik ve çevresel bütünlük, iyi işleyen ve adil bir şekilde yönetilen bir su döngüsüne bağlıdır.

 

Dünya çapında 3 milyardan fazla insan ulusal sınırları aşan suya bağımlı olup buna karşılık sadece 24 ülke, paylaştıkları tüm sular için işbirliği anlaşmalarına sahiptir. Bu bağlamda Dünya Su Günü, suyun barış ve işbirliği aracı olarak kullanılmasını ve ortak su kaynaklarının paylaşımı konusunda uluslararası anlaşmaların ve bölgesel işbirliği projelerinin desteklenmesi, suyun savaş nedeni olmaktan çıkarılmasına ve barışın inşasına katkı sağlamaktadır.

 

22 Mart Dünya Su Günü, suyun korunması ve sürdürülebilir yönetimi için bir çağrı niteliğinde olup, suyun adil ve eşitlikçi bir şekilde paylaşılması, su varlıklarının korunması ve kirliliğin önlenmesi için küresel çapta yapılan faaliyetleri de desteklemektedir. Birleşmiş Milletler tarafından koordine edilen Dünya Su Günü, her yıl, suyla ilgili önemli bir sorun hakkında farkındalık yaratmakta ve su krizinin üstesinden gelmek için harekete geçirmektedir.

 

Dünya Su Günü 2024’ün teması ‘Barış için Su’ olarak belirlenmiştir. Bu Dünya Su Günü’nde, suyun birleştirici gücünü kutluyor ve su kaynaklarının sürdürülebilir bir şekilde yönetilmesi için barışçıl çözümlerin teşvik edilmesini umut ediyoruz. Suyun sadece kullanılacak ve üzerinde rekabet edilecek bir kaynak değil, yaşamın her alanına içkin bir hak olduğunun bilinciyle hareket etmeliyiz.

 

Bu Dünya Su Günü’nde hepimiz su etrafında birleşmeli ve suyu barış için kullanarak daha istikrarlı ve müreffeh bir yarının temellerini atmalıyız.

 

 

Kaynak 1, Kaynak 2